göçmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
göçmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Nisan 2015 Pazar

Göçler ve Emperyalist Katliamlar

Akdeniz'de içinde yüzlerce göçmenin bulunduğu gemilerin batışına alıştırmaya çalışıyorlar. 
Ama bu katliamların emperyalist politikaların doğrudan sonucu olduğunu bir saniye bile aklımızdan çıkarmamalıyız.   
En doğal hakları olan daha iyi bir yaşamı aramaya gelen bu insanlar her fırsatta "uygarlık ve demokrasi"nin beşiği olduğunu iddia eden Avrupa emperyalistler tarafından katledilmektedir. 
Maddi olgulara bakalım:
Suriye'deki emperyalist savaş 4 milyon kişinin ülkeden kaçmasına yol açtı. Kaçanların çoğu Türkiye dahil komşu ülkelere gittiler. Ama pek çoğu da Avrupa'ya gitmeyi tercih etti. 
Avrupa'ya gidenler, Güney Asya ve Afganistan'dan gelen diğer göçmenlerle birleşip gemiyle Yunanistan'a ulaşıyorlar. 
Başka bir alternatif rota da Mısır ya ya da Sudan üzerinden Sahra boyunca oluşmuş insan kaçakçılığı sektörünün içine düşüyorlar. 
Libya'daki emperyalist savaş, Afrika'da hammaddeler uğruna çıkarılan iç savaşlar da göçleri artıran diğer faktörler. Aşağıdaki haritada göç yolları ayrıntılı bir biçimde gösterilmiş:
Büyük çoğunluğu emperyalist politikalardan kaynaklanan iç savaşlar ve kötü ekonomik durum artan göçlerin en büyük nedeni. Aşağıdaki tabloda Akdeniz'i geçmeye çalışan göçmenlerin sayısındaki çarpıcı artışı görebiliyoruz. 2013'te 219 bin kişi, 2014'te dörde katlanmış.
 
Şu anda 1 milyon kişi Akdeniz sahillerine gelmiş, Avrupa'ya geçmek için fırsat kolluyor! 

1960 yılında tüm dünyadaki göçmenlerin sayısı 60 milyondu. Bugün bu rakam 215 milyona çıkmış durumda. 

Küreselleşmeden, serbest sermaye hareketlerinden söz eden ama söz konusu olan emek gücünün serbestçe dolaşması olduğunda bunu yasaklamaya çalışan emperyalist ülkeler bu duruma kendilerine yakışan "çare"ler bulmaya çalışıyor.

Örneğin ABD "yasal olmayan" yollardan ülkelerine gelen göçmenleri Guantanamo Üssü'ne kapatıyor. 

Avustralya, gelenleri ülkeye hiç sokmadan Papua Yeni Gine'ye "yönlendiriyor". 

Elinde böyle "işlevsel" adaları olmayan uygar Avrupalılar ise gelen göçmenleri hayatlarından bezdirip geri gönderme amacıyla inşa edilmiş, toplama kampını andıran "merkezlerde" bekletmeyi tercih ediyor.

24 Aralık 2014 Çarşamba

Ankara Valisi'nden Suriyeli Göçmenlere: "Çekin Gidin!"


Pek çok gazetede Antalya Valiliği'nin, çıkardığı tebligatla kentteki 1500 Suriyeli'den kenti terk etmelerini istediğini okuduk.

Antalya Valisi Muammer Türker şöyle demişti:

"Kenti Suriyeliler için bir cazibe merkezi olmaktan çıkarmak isttiyoruz. Prensip olarak Suriyelilerin Antalya'da kalıcı olmaması planlanıyor."

"Suriyeliler, Antalyalı işverenlerden de alacakları olduğunu söylüyor.
En çok 30 lira yevmiye kazandıklarını söyleyen Suriyeli sığınmacılar, gün içinde kazandıklarını harcadıklarını ve para biriktiremediklerini belirtiyor. Bu yüzden de başka şehre gitmelerinin mümkün olmadığını söylüyorlar."

İlginç, Suriye'den gelen göçmenleri "bağırlarına bastığını" söyleyen devlet yetkilileri acaba neden Antalya'daki en yetkili ağzından göçmenlere açık açık "gidin buradan" diyor acaba? Neden özellikle Antalya'da böyle bir tutum takınılıyor?

Çünkü Antalya'nın asıl geçim kaynağı turizm. Suriyeli göçmenler, turizm sektörü için uygun değil. Her şeyden önce dil sorunları var, turizm sektöründe de eğitilmemişler.

Suriyeli göçmenlerin konuşmadan (yani dil sorunu yaşamadan) günde 15 saat sömürülebilecekleri, hem de bu sömürü sırasında merdivenaltı küçük atölyelerde gözden ırak olacakları pek çok sanayi sektörünün daha gelişmiş olduğu iller var. Türkiye burjuvazisine ve onun devletine göre Suriyeli göçmenlerin yeri bu iller. İşte burjuvazi göçmenleri bu sömürü merkezlerinde "bağrına basıyor".

Türk devletinin Antalya'da Suriyeli göçmenlere yönelik burjuva ölçütlerine göre bile "hukuk dışı" olan bu tutumu Türkiye burjuvazisinin Suriyeli göçmenlere (ve aynı zamanda tüm diğer göçmenlere) yaklaşımını ele veriyor, "kardeşlerimizi zor günlerinde bağrımıza bastık" söyleminin nasıl ikiyüzlüce bir yalan olduğunu, bu insanların onlar için sadece sömürülecek ucuz işgücünü ifade ettiğini açığa vuruyor.